
Casio marka saatlerin bende yeri her zaman ayrıdır. Hepimizin bildiği F-91W modeli, dünyada ikonik bir yer edinmiştir. Dijital ve aydınlatmalı ekranı hafiflikle buluşturan bu tasarım, günümüzde bile hala tercih ediliyor.
Hayatımıza akıllı telefonların girmesiyle birlikte bir dönem kol saati kullanımı azalmıştı; şimdilerde ise saatler daha çok birer stil unsuru haline geldi. Muhteşem mekanik ve otomatik saatler popülerliğini korurken, akıllı saatler bile bu eski ama zarif mühendislik harikalarını yerinden edemedi. Bana gelecek olursak, çok sık takı ya da saat takan biri değilim; ancak kullanışlı ve modern tasarımları severim. Gün boyu etrafım o kadar çok uyaranla dolu ki telefonlar ve ekranlar arasında adeta bir savaş veriyorum. Dolayısıyla kolumda da beni sürekli uyaran ve takip eden bir cihaz taşımak istemiyorum. Akıllı saatler oldukça gelişti; klasik tasarımlarla yeni teknolojileri birleştiren beğendiğim modeller de var ancak saatimden bildirim almaktan yana değilim. Sağlık takibi açısından nabız, tansiyon, hareket ve sıcaklık gibi değerleri ölçmesi faydalı olabilir; yine de tam istediğim tasarım ve kullanım rahatlığına sahip bir model gelene kadar beklemeyi tercih ediyorum. Ayrıca onları sık sık şarj etmek de apayrı bir dert. Sözün özü; spor ve analog tasarımı bir araya getiren, uzun pil ömrüne sahip bir model çıksın, alalım diyorum. Bildirimleri zaten kapatırım.
Bu düşüncelerle kendime uygun bir saat arayışına girdim. Akrebi yelkovanı olan, iki-üç yılda bir pil değişimi gerektirmeyen, biraz spor biraz klasik, suya dayanıklı ve hafif bir model arıyordum. Kriterlerimi belirledikten sonra önüme pek çok marka ve fiyatta seçenek çıktı. Ancak içlerinden biri özellikle dikkatimi çekti: Güneş enerjisiyle çalışıyor, 10–15 yıl pil değiştirme derdi yok, silikon kordonlu ve 10 ATM su geçirmezliğe sahip. Kalın bilekli olduğum için 45 mm ve üzeri çaptaki saatler kolumda daha dengeli duruyor. Bu arada hemen belirteyim; bu içerik sponsorlu değildir. Kendi bütçemle, beğenerek aldığım bir saat ve bazı özellikleri bana ilginç geldiği için deneyimlerimi paylaşmak istedim.

Bahsettiğim model: Casio EDIFICE SOSPENSIONE ECB-2000PB-1ADF. Resmi sitesinde tüm teknik detayları mevcut, o yüzden burada hepsini tek tek sayıp lafı uzatmayayım. Ürünü resmi distribütör Ersa Saat üzerinden sipariş ettim. Kutuyu açtığımda saat hiç tepki vermiyordu; uzun süre kapalı kutuda beklediğinden şarjı tamamen boşalmıştı. Birkaç saat doğrudan güneş ışığında, birkaç saat de ofis ortamında durduktan sonra şarj oldu ve canlandı.
Model, analog ve dijital sistemin bir arada kullanıldığı bir tasarıma sahip. Klasik saatlerdeki gibi çevirmeli bir kurma kolu bulunmuyor. Mode tuşuna yaklaşık 3 saniye basarak saati Bluetooth bağlantı moduna alıyorsunuz. Telefona indirdiğiniz Casio Watches uygulamasına giriş yapıp saatin arka kapağındaki dört haneli modül kodunu giriyorsunuz ve kısa sürede eşleşme tamamlanıyor. Saat, takvim ve alarm gibi ayarların neredeyse tamamı uygulama üzerinden yapılıyor. Özellikle ilk eşleşmenin ardından akrep ve yelkovanın kendi kendine dönerek doğru zamana kilitlenmesi görsel olarak çok keyifli bir detaydı. Saat alıyoruz ama saati kurmaya bile vaktimizin olmadığı günlerdeyiz… Ayrıca otomatik senkronizasyon açık olduğunda saat günde dört defa telefona bağlanıp zamanı güncelliyor; bu sayede mekanik sapmaların da önüne geçilmiş oluyor. Belki bu özellikler uzun süredir piyasada var ancak benim için oldukça pratik ve heyecan verici oldu.
Bir diğer kullanışlı özellik ise “Telefonumu Bul”. Saatin Start tuşuna 3 saniye basılı tuttuğunuzda Find moduna geçiyor ve Bluetooth menzili içindeyse (ortalama 5–15 metre) telefonda zil sesi çalmaya başlıyor. Aynı tuşa tekrar bastığınızda ses duruyor. Buradaki Bluetooth bağlantısını kulaklık veya klavye gibi sürekli aktif bir bağ gibi düşünmemek gerek. Daha çok “vur-kapat” mantığıyla çalışıyor; ilgili sinyali gönderip bağlantıyı kapatıyor. Sürekli bağlı kalmadığı için de pil tüketimi oldukça düşük seyrediyor.

Casio Watches uygulaması üzerinden saate bir yazılım güncellemesi geldiğini gördüm. Güncellemeyi başlatmak istediğimde, pil seviyesinin en az dört kademe olması gerektiği uyarısını verdi. Bu aslında çok yerinde bir güvenlik önlemi; güncelleme esnasında yüksek güç tüketimi olacağından işlemin yarıda kalması saatin yazılımını kilitleyebilir. Toplam beş kademeli göstergeyi bir süre dört kademede tutmak biraz sabır istedi. Doğrudan güneş altında hızla şarj oluyor ancak kapalı mekanlardaki aydınlatmalar seviyeyi artırmaktan ziyade mevcut durumu korumaya yetiyor. Güncellemeye gelirsek, ilk denemede başarılı olamadım çünkü arka arkaya yapılan bu veri aktarımları pili hızla tüketip seviyeyi üçe düşürdü. İkinci denemede Bluetooth’u, uygulamayı ve telefonu yeniden başlattım; sinyal parazitinin daha az olacağını düşünerek balkona çıktım ve saati telefona iyice yaklaştırdım. Bu kez işlem sorunsuz tamamlandı. Güncelleme sonrasında saati uygulamaya yeniden tanıtmak gerekti; saat adeta fabrika ayarlarına dönmüş gibi davrandı.
Tasarımına gelecek olursak, kolu kesinlikle yormayan, oldukça hafif bir saat. Karbon fiber takviyeli reçine kasaya sahip. Silikon kordon benim özellikle aradığım bir detaydı; dışarıdan bakıldığında ucuz plastik hissi vermediği için hem gündelik hem de sportif kombinlere rahatça uyuyor. Daha önceki saatim deri kordonluydu; ter ve suyla temas ettikçe deforme olup koku yapabiliyordu, silikonda bu derdim kalmadı. 10 ATM dayanıklılık sayesinde denizde ve havuzda normal yüzme esnasında sorun çıkarmayacaktır; buradaki tek püf nokta, suyun altındayken tuşlara kesinlikle basmamak.
Özetle; uzun süre pil veya bakım derdi çıkarmayan, pratik akıllı özellikleriyle hayatı kolaylaştıran, aynı zamanda şık ve sportif duran bir model arayanlar için kesinlikle isabetli bir seçenek.
Bol güneşli günler dilerim…
