
Kişisel sayfamı açtığım günlerde kendime bir çerçeve çizmek istemedim. Edebiyat, teknoloji veya gündem gibi paylaşmak istediğim farklı konuları bir uyum içinde yayınladım. Zaman tüneli edasıyla aşağı doğru inildiğinde, hayatımın dönüm noktalarını veya beni tanımlayacak kırıntıları geride bıraktım. Yazmaya başladığım dönemlerde yapay zeka bugünkü gibi aktif kullanılmıyordu. Günümüzde ise onun elinden geçmemiş içerik bulmak oldukça zor ve bu durum daha da zorlaşacak. Eski usul yayınlar yeni dostumuzu beslemeye devam ederken, gerçek bilgiye ulaşmak için biraz daha emek sarf etmek gerekiyor.
Kavramların ve değerlerin değiştiği bir dönemde, yıllar önce oluşturduğum yapılacaklar listeme bir tik daha attım. Severek yaptığım mesleğimde, eğitim sürecimi uzmanlaştıracak bir basamak olan yüksek lisansı tamamlamış olmanın verdiği gurur ve heyecan içindeyim. Bu süreç; teorik yaklaşımların ötesine geçerek, tamamen araştırmacı ve proje odaklı bir yapıya bürünmeyi gerektiriyor. Evet, başarmak önemli ama öğrenmek daha da önemli. Verilen ödevler, hazırlanan projeler ve girilen sınavlar bilgiyi ölçmekle beraber yorumlama yeteneğimizi de geliştirdi. İster akademik ister iş hayatı olsun; sorgulayıcı ve pratik çözümsel yaklaşım, yeteneklerimizi her zaman yukarı taşıyor. Sorduğum sorulara sabırla cevap veren hocalarımıza saygılar ve sevgiler olsun.
Tam bu noktada, dijital dünyanın o yapaylığından sıyrılıp gerçek dostlara, insani paylaşımlara geçmek gerek. Bu sürecin bana kattığı en büyük değerlerden biri de harika insanlar tanımak oldu. Okul sıralarında tanıştığım arkadaşlarımla her fırsatta fikir alışverişinde bulunmaya, bağlarımızı sıkı tutmaya çalıştım. Hepimiz benzer dertlerden yakınıyorduk; bir yandan yoğun iş hayatını omuzlamak, diğer yandan eğitim hayatını bir şekilde devam ettirmek kolay değildi. Ama günün sonunda, aynı kulvarda kendi hedeflerine doğru kararlılıkla koşan insanlardık. Bu ortak mücadele ve paylaşılan o tatlı yorgunluklar, dönemi sadece akademik bir başarı olmaktan çıkarıp güzel bir dostluk hikayesine dönüştürdü. Grupça yapılan projelerde; ilk defa tanıştığın insanların birbirinin sözünü kesmeden, saygıyla fikir paylaşımı yapması ve ortaya güzel bir ürün koymanın verdiği heves, geride harika anılar bıraktı.
Konunun bir de profesyonel boyutu var ki, yüksek lisanstan önce de büyük projeler yönettim. Ama bu eğitimle birlikte işin bilimsel olarak tanımlanmasını ve süreçlerde ortaya çıkabilecek sorunlara karşı önceden hazırlanmış iş planlarıyla nasıl hareket edileceğinin yol haritasını da görmüş oldum. Bir projeyi hayata geçirmeden önce, ona her açıdan yaklaşabilme bakış açısını geliştirmek gerekiyor. Konuyu teknik olarak çok iyi bilmek tek başına yeterli değil; bunun maliyeti ne olacak, çalıştığın yere katkısı neyi değiştirecek, bunları da düşünmen ve elle tutulur verilerle ortaya koyman gerekiyor. İşler planlandığı gibi gitmediğinde bahanelere sığınmak yerine, önceden hazırladığın eylem planına bakarak yeni hamleni belirliyorsun. Çünkü bu seviyedeki bir eğitimin amacı; sadece bir işi yapmayı değil, o işi tüm boyutlarıyla planlamayı, uygulamayı ve sorumluluğu üstlenmeyi öğretmekten geçiyor.
İş hayatında mutlaka karşılaşmışsınızdır; her soruya anında bir cevabı olan insanlarla… Oysaki “Bilmiyorum ama bir araştırayım.” diyebilen insanları her zaman ayrı tutmak gerekiyor. Bilgiye ve deneyime dayanmayan aceleci cevaplar, sadece yeni sorunları doğurur. İş döngüsünde hem bir sistemin parçası olmak hem de onu yöneten rolünü üstlenmek kolay değildir. Bazı durumlarda çok hızlı karar almak gerekebilir ama bu kararlar yine insanın o güne kadarki bilgi birikiminden süzülerek gelir. Unutmamak gerekir ki, sonucunu tahmin ettiğiniz kararlar size ait olduğu gibi, tahmin edemediğiniz sonuçların sorumluluğu da başkasına ait değildir.
Yeni hedefler belirlemek hayata tutunmak için faydalı oluyor; sınırlarını ve yeteneklerini keşfediyorsun. Emek verilen, zaman yatırılan her sürecin sonunda o hedefe ulaşmanın tadı bir başka. Geleceğin gerçeklerinde görüşmek üzere…